
e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.

e-postanın izini süren güvenlik birimleri Chuck’a ulaşır. Bilgisayarından e-posta ile gelen verileri almak isterler ama bunda başarısız olurlar. Artık tüm bilgiler için Chuck’a bağımlı durumdadırlar. Chuck, NSA ve CIA ile işbirliği yapmaya ve karşılaşılabilecek tehlikeli durumlarda onlara yardımcı olmaya karar verir.
Chuck’ın zihnindeki bilgiler son derece önemli olduğundan; set mizaçlı, askeri bir disiplinle işine bağlı NSA görevlisi John Casey ve Chuck’ın kız arkadaşıymış numarası yaparak etrafında olan ve yine John gibi sert bir yapıya sahip CIA ajanı Sarah Walker, onu korumak ve bir şekilde zihnindeki bilgileri geri almak için her daim Chuck’ın yanındadır. Bunu yapabilmek için John, Chuck’ın çalıştığı mağazada işe girer, Sarah ise mağazanın karşısında ufak bir restoran açar. Artık her türlü duruma hazırlıklılardır.
Kız kardeşi Ellie ile yaşayan ve işyerinden arkadaşı Morgan’dan başka pek dostu da olmayan Chuck, ajanların da hayatına girmesiyle kendini hiç alışık olmadığı derecede karmaşık durumların ortasında bulur. Artık onu öldürmek isteyen, zihnindeki bilgilere ulaşmak isteyen birçok kişi vardır. Hayatını devam ettirmek için artık çok daha dikkatli olmalı ve onu korumaya çalışanlara güvenmelidir.
Dizi, konu olarak ilk bakışta belki ilgi çekici gibi görünüyor ama “geek” tabir edilebilecek bir adamın, bir anda önemli bilgileri zihninde barındıran ve korunması gereken özel birine dönüşmesi fikri pek de tat vermiyor. Diziyi izlerken çok heyecanlandığımı, meraklandığımı söyleyemem. Hareketli bir dizi ama bu hareket oldukça zorlama ve bu da izlerken insanı yoruyor. Gereksiz diyaloglar, komik olmayan espriler var. Oyuncu seçimlerinin de başarılı olduğunu söylemek zor. NSA ve CIA ajanlarını canlandıran oyuncuların dışındaki tüm kadro yanlış bana kalırsa. Hele ki sempatiklikten zerre nasibini almamış başroldeki isim Zachary Levi. Diziye kendinizi verememinizin önemli nedenlerinden biri de onun varlığı bence. Kendi adıma beni diziye bağlayacak, devamını izleme isteği uyandıracak pek bir şey göremedim. Ama bu demek değildir ki “Chuck” çok kötü bir dizi. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayabilir ama sadece bu kadar. Bundan fazlasını beklemek hata olur.